BENİM BABAM
Âşık kahvelerinde türkü kokan havayı
Sazların bam telinden solurdu benim babam.
Yolcuların dilinde makbul olan duayı
“Buyur gardaş” diyerek alırdı benim babam.
Yoldan geçen herkese ayran ikram ederdi.
Mutlaka eskilerden iki kelam ederdi.
Aldığı son bahçede günü akşam ederdi.
Keyiflenince ıslık çalardı benim babam.
Her ahvale söyleyip kafiyeli bir şiir,
Öğütleri sıralar fani dünyaya dair.
Umurunda olmazdı altın, para vesair…
Gerekirse birinden bulurdu benim babam.
Kar tüm ihtişamıyla her yeri bürüyorken,
Kepçesi gece gündüz ilçeyi kürüyorken,
Koca bir dağ gibiydi çarşıda yürüyorken,
Her zaman yanımızda olurdu benim babam.
Serveti olmasa da itibarı yetiyor,
Diktiği ağaçlarda nice bülbül ötüyor.
O varken ocağımız sanki başka tütüyor.
Evimizi bir yuva kılardı benim babam.







