Peygamber efendimiz çok özel yaratılmıştır. İçi güzel dışı güzel, yüzü güzel, kalbi güzel, güzeller güzeli…
Peygamberimiz kimseden ders almamış, bir kelime de olsa kimseden bir şey öğrenmemiştir. Ona her şeyi bizzat rabbi öğretmiştir. Ve onu en çok rabbi sevmiştir. Habibim demiştir…
“Ey habibim sen olmasaydın bu âlemleri yaratmazdım.”buyurmuştur.
Müminler de onu canlarından, kanlarından, eşlerinden çocuklarından ve herkesten çok sevmişlerdir.
Kur’an’da anlatılan güzelliklerin tamamını peygamberimizin şahsında görmek mümkündür. Sahabelerin, peygamberimizin ahlakı hakkında bilgi almak istemeleri üzerine, efendimizin hanımı Hz. Aişe şu cevabı vermişti:
Siz Kur’an okumuyor musunuz? Onun ahlakı Kur’andı.
Peygamber efendimiz daima düşünceliydi. Onun susması konuşmasından uzun sürerdi. Lüzumsuz yere hiç konuşmazdı. Konuşmaya başlarken de bitirirken de Allah’ın adını anardı. Dünya işleri için hiç kızmazdı. Fakat bir hak çiğnendiği zaman öyle bir kızardı ki, o hak yerini buluncaya kadar öfke ve gazabını hiçbir şey hiçbir kimse önleyemezdi.
Birisi Resulullah’ın elini musafaha etmek için tutsa, tutan kimse peygamberimizin elini bırakmadıkça Resulullah onun elini bırakmazdı.
Kendisi için ayağa kalkan sahabeleri ikaz ederek:
Acemlerin( diğer milletlerin) birbirlerini tazim ederek ayağa kalktıkları gibi siz de benim için ayağa kalkmayın; çünkü ben kulun yediği gibi yiyen, kulun oturduğu gibi oturan bir kulum. Peygamberimiz çok defa elini öpmek isteyenleri ve kendisine aşırı derecede hürmette bulunanları hoş karşılamazdı.
Ömrü boyunca hiçbir zaman, yanında kimse olsun olmasın bacağını bacağı üzerine atarak oturmamıştır.
Eşyalarını taşımak isteyen Ebu Hureyre’ye:
-Kişi kendi eşyalarını taşımaya daha layıktır; ancak taşıyamazsa Müslüman kardeşi ona yardım eder.
Peygamberimiz kendi işini kendi yapardı. İnsanların kendine hizmet etmesini istemezdi. Bazen söküğünü diker bazen evi süpürürdü.
Herkesin güvendiği birisiydi zira ona Muhammed’ül Emin ismi verilmişti.
Peygamber efendimiz birlikte oturduğu kimselerin seviyelerine göre her birinin halini hatırını sorar, onlara iltifat ederdi. Çevresindekilere öylesine candan davranırdı ki, orada hazır olanların hepsi de Resulullah’ın yanında en değerli kimsenin kendisi olduğu kanaatine varırdı.
Sade kıyafetler giyer gösterişten hoşlanmazdı. Kimseyle çekişmezdi. Boş şeylerle uğraşmazdı.
Peygamberimiz öylesine cömertti ki “Ne kadar güzel bir sürün var Ey Muhammed!” diyen birine Senin olsun ister misin diyerek bağışlayıvermiştir.
Peygamberimiz şahsına yapılan kötülüklerden dolayı hiçbir zaman intikam almayı düşünmemiştir. Ayrıca o insanların en az kızanı, en çabuk razı olanı ve bağışlayanıydı.
Peygamberimiz öyle bir hayâ ve edep sahibiydi ki, kimseye hoşlanmadığı şeyle hitap etmezdi.
İnsanlığın büyük ahlak örneğine sonsuz salat ve selam olsun.







