Elektrikli araçlar bir zamanlar bilim kurgu filmlerinde karşımıza çıkarken, şimdi apartman altı otoparklarda sessizce yanımızdan süzülüyor. Fakat sorulması gereken şu: Bu sessizlik gerçekten huzur mu getiriyor, yoksa yeni bir karmaşanın habercisi mi?
Geçen hafta, elektrikli araçların yalnızca ulaşım aracı değil, aynı zamanda sizi izleyen, öğrenen, karar veren sistemler olduğunu konuşmuştuk. Bu hafta ise konuyu daha somut bir yere getiriyoruz: menzil ve şarj meselesi. Çünkü ister yapay zekâyla entegre olsun, ister olmasın; bir aracın gidemediği yerin önemi yoktur.
Piyasada artık çok sayıda elektrikli araç modeli var. Tesla, Mercedes, Audi, Kia, Volvo, Lucid gibi dünya devlerinin yanında, Çinli üretici BYD ve Türkiye’nin yerli markası Togg da bu yarışta iddialı. Örneğin Togg T10X Long Range modeli 523 km WLTP (Worldwide Harmonized Light Vehicles Test Procedure – laboratuvar ortamında yapılan menzil testi) menzile sahipken, henüz satışa çıkmamış fastback modeli T10F, 600 km menzil vaadiyle geliyor. Tesla Model S yaklaşık 530 km, Mercedes EQS 450+ ise 785 km menzil sunuyor. Lucid Air Grand Touring, 660 km gibi etkileyici bir rakamla dikkat çekerken, bazı prototip araçlar fuarlarda 1.000 km’nin üzerine çıkan verilerle tanıtılıyor. Çinli BYD Seal modeli, donanımına göre 460 ila 570 km WLTP menzil sunarken, Çin pazarında uygulanan CLTC (China Light-Duty Vehicle Test Cycle – Çin test standardı) değerlerine göre 700 km’ye kadar ulaşabiliyor.
Ancak bu verilerin büyük kısmı laboratuvar ortamlarında ölçülen WLTP ya da EPA (Environmental Protection Agency – Amerikan Çevre Koruma Ajansı test standardı) verileri. Gerçek hayatta, soğuk hava, dik yokuşlar, klima kullanımı ve sürüş tarzı gibi etkenlerle bu rakamlar düşüyor. Üstelik her gün onlarca kilometre yol yapan biri için bu düşüş, sadece bir teknik detay değil, potansiyel bir stres kaynağı.
İşte burada devreye Türkiye’nin şarj altyapısı giriyor. Şehir merkezlerinde hızlı şarj istasyonları yaygınlaşmaya başladı ama hâlâ birçok ilçede istasyon yok. Yolculuğun ortasında “En yakın şarj istasyonu 47 km” uyarısı almak, elinizde navigasyonla panikle rota değiştirmek, elektrikli araç kullanıcılarının yeni normali haline geldi. Hızlı şarj (DC – doğru akım) noktaları sınırlı, yavaş şarj (AC – alternatif akım) ise özellikle apartman yaşamında kullanılamıyor. Bu da birçok sürücüyü aracını gece evinde şarj etme şansından mahrum bırakıyor.
Öte yandan elektrikli araçların avantajlarını da göz ardı edemeyiz. Benzine göre oldukça düşük maliyetli sürüş, sessiz çalışma, daha az bakım ihtiyacı ve çevre dostu oluşu bu araçları cazip kılıyor. Özellikle şehir içi günlük kullanımı olan, ev veya işyeri garajında priz imkânı bulunanlar için elektrikli araç, ekonomik ve teknolojik açıdan mantıklı bir tercih olabilir.
Ama eğer uzun yol yapıyorsanız, köyde ya da kırsalda yaşıyorsanız, ya da apartmanınızda şarj altyapısı kurulamıyorsa, o zaman tablo karmaşıklaşıyor. Çünkü iş sadece aracı satın almakla bitmiyor. Şarj altyapısı, pil ömrü, yeniden satış değeri gibi unsurlar da bu denklemde yer alıyor.
O hâlde soralım: Şu anda elektrikli araç almak mantıklı mı?
Cevap: Şartlara bağlı. Günlük kullanım mesafeniz 200 km’yi geçmiyorsa, evinizde ya da iş yerinizde düzenli şarj imkânınız varsa ve sabırlı bir kullanıcıysanız, evet. Ama bu üç koşuldan biri eksikse, belki de biraz daha beklemek gerekebilir. En azından, şarj istasyonları gerçekten her mahallede görülmeden.
Haftaya bu yazı dizisinde, elektrikli araçların pil teknolojisini, batarya ömrünü ve değişim maliyetlerini ele alacağız. Çünkü araçların asıl kalbi artık motor değil, batarya. Ve kalp zayıflarsa, beden ne kadar güzel olursa olsun, yürüyemez.
Pusulanız bilgi olsun.
Elektrikli araç almak şimdilik zor ama güzel gibi
Türkiye şartları ve yollarına olsa bile ise yaramaz.
Kafam karıştı
Uzun zamandır elektrikli araçlarla ilgili her ortamda konuştuğumuz bir çok konuya değiniyor bu yazı dizisi ilgiyle takip ediyorum. Kaleminize sağlık
Abi önce yapay zekayı bıraktırdın şimdi elektrikli araçtan vazgeçirdin. Seni takip etmesek mi acaba :))
Bahsettiğiniz üç koşul yerine gelecek gibi görünmüyor, biz şartların elverişli olmasını bekleyelim. O da en az 3 yıl demek bence
Düşünüyordum ama şimdi beklemeye karar verdim