On birden on beşe!
İsmail Kılıçarslan

İsmail Kılıçarslan

On birden on beşe!

11 Temmuz 2020 - 12:38

Sırpların yoğun gayretleriyle dünyaya “katliam” olarak pazarlanan Srebrenica, hiç şüphe yok ki açık bir soykırımdı. Boşnak erkeklerin ve erkek çocukların “ayrım yapılmaksızın” katledildiği bu soykırımın bu yılki yıldönümünde kemiklerinden kimlik tespiti yapılan dokuz şehit konulacak toprağa.

Rahmetli Aliya, kitaplarından birinde BM koruması altındaki bir şehirde Sırpların böylesi bir soykırıma cesaret edemeyeceklerini düşünmesinin hata olduğunu anlatır uzun uzun. Bence bu bir hata değildir Aliya açısından. NATO emrindeki Hollandalı askerlerin koruduğu, BM tarafından güvenli bölge ilan edilmiş ve silahtan arındırılmış bir şehir olan Srebrenica’da hiç kimse ihtimal vermezdi böyle bir soykırıma. Ne var ki söz konusu “Müslüman halkların son üç asırlık tarihi” olduğunda böylesi imkânsız ihtimallerin hayata geçirildiğini, Müslüman halkların haklarının defalarca hiçe sayıldığını da görüyoruz.

Sosyal medyada durmadan karşıma çıkan ve operasyon olduklarına hiç şüphe duymadığım bazı hesapların “Tito çok büyük adamdı, Yugoslavya da acayip güzel bir ülkeydi” zırvalarının saklamaya çalıştıkları yalın gerçek şudur: “Yugoslavya, dağılırken Sırplar lehine dağılmış, dağılan Yugoslavya’daki tüm Müslüman halklar derhal ‘düşman’ ilan edilmiştir. Ve evet, bu zemini de kesintisiz diktatörlüğü boyunca Tito ve sosyalist rejim hazırlamıştır.”

Bu, burada bir dursun.

15 Temmuz gecesi Türkiye’nin var oluşuna ve var kalışına kastedenler de Çetnikler idi. Buna hiç şüphe yok. “İmkânsız ihtimal”i hayata geçirmeye çalışırken kendilerine belirledikleri hedef ise “Müslüman Türklerin durdurulması” hedefi idi.

Şunu kesin olarak biliyoruz artık. Sırpların ilerleyişlerini durdurmuş, onları hemen her cephede yenilgiye uğratmaya başlamış Boşnakları “masaya oturmaya ikna eden” asıl şey Srebranica soykırımı idi. Dayton Anlaşması isimli garabet metni imzalamak zorunda kalmak ancak bu soykırımın yol açabileceği bir sonuçtu.

Denilebilir ki, 11 Temmuz günü Boşnakların var oluşuna ve var kalışına kasteden Çetnikler ile 15 Temmuz gecesi Türkiye’nin var oluşuna ve var kalışına kasteden Çetnikler aynı merkezden yönetilen, aynı pisliği kuşanmış adamlardı.

Bu şudur: 15 Temmuz başarılı olsaydı Türkiye’nin önüne bir “Dayton Anlaşması” koyacaklardı.

Bu, şudur da aynı zamanda: Boşnakların ilerleyişini durdurmak ve Balkanlar’ı “dizayn etmek” hangi amaçlara hizmet ettiyse Türkiye’nin ilerleyişini durdurmak da aynı amaçlara hizmet edecekti.

15 Temmuz’u püskürtmüş Türkiye’nin şu anda Kıbrıs’ta, Libya’da, Kuzey Irak’ta, Suriye’de, Yemen’de, hatta Lübnan’da aldığı inisiyatiften anlıyoruz ki 15 Temmuz hedefine ulaşsaydı FETÖ isimli P.İ.Ç organizasyonu, koltuğunun altına aldığı “Dayton Anlaşması”nı emperyalist efendileri adına imza ettirmeye çalışacaktı bize.

Bu da burada bir dursun.

Bana “gündelik politika ile niçin ilgilenmiyorsun” diye soranlara verecek cevabım şudur: Gündelik politika, genellikle görmemiz gereken asıl meseleyi görmememiz sonucunu doğurur. Bosna’da iktidarın nasıl süreceği bir “yön” meselesidir. Bir “fiili durum” meselesi değil. Fiili durumun çeşitli başarılarla yahut kimi başarısızlıklarla malul olması bir noktada önemini kaybeder. Önemli olan “eksen itibariyle yön tayin etmiş” bir iktidarın Bosna’daki varlığıdır.

“Ne diyon hemşerim?” diyenlerin çok net şekilde oyun dışı kaldığını söylememe bilmem gerek var mı?

Bosna’yı yönünü değiştirmeye mecbur etmiş bir soykırımdır Srebrenica. 15 Temmuz ise Türkiye’ye “yönünü değiştir” baskısıydı. Püskürttük Elhamdülillah o baskıyı. Fakat o baskıyı püskürtmüş olmamız Türkiye’ye “yönünü değiştir” diyenlerin varlığını ortadan kaldırmadı. Sadece planlarını artık sümüklü ‘Mehdi taslağı’nın atlet koklayıcı amatör P.İ.Ç’leriyle değil başka, bambaşka profesyonel aktörlerle yapacakları anlamına gelir.

O halde bu, şudur: “Hazır ol ceng ü cidale / İster isen sulh u salah”

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

', 'auto'); ga('send', 'pageview');