Hatme-i hacegân
İsmail Kılıçarslan

İsmail Kılıçarslan

Hatme-i hacegân

26 Ağustos 2018 - 18:13

Derler ki aşk hakkında konuşmaya başlamadan önce aşk hakkında söylenen ne varsa hepsinin münkiri olacaksın. Böyle yapmazsan aşkı anlayamazsın. Anlayamazsan aşk kendini asla ele vermez.

Bil ki sevgili okuyucu, bugünkü hikâyemizin kahramanı dahi aşktır. Ama sanma ki doğruyu söylüyorum. Aşk hakkında konuşan herkes sadece aynadaki yalanını çoğaltır. Şimdi lafı çoğaltmayalım ki öykümüzden haber edelim.

“Kibar evliya” dedikleri adam cinsinden bir sofiydi Mehmet. Kendisine sorulmadan konuşmaz, konuşurken karşısındakini incitmekten korkarmışçasına yumuşacık konuşurdu.

Hep jantiydi Mehmet. Hafif bol pantolonlarının üzerine en güzel trikoları bulur, tabansız deri ayakkabıları ile tamamlardı kıyafetini. Hele dergâha girip o güzelim örgü takkesini takınca derdin ki “olursa Hazreti Yusuf’un kardeşi böyle olur herhalde.”

Her gün mutlaka gelirdi dergâha. Babasıyla birlikte işlettiği büyük nalbur deposunu kapatıp yatsıya yetişir, namazdan sonra hatme-i hacegân halkasına girer, hatmeyi yaptıran vekil İbrahim abi “rabıta-ı şerife” diye ünledi mi gözlerini kapatır, birazdan başlayacak taş şıkırtılarına ve kalbine inecek sekineye hazırlardı kendini.

Dergâh dediğinin delisi de çoktur velisi de. Hatme başlayınca delilerle veliler bir olur, cezbenin bini bir paraya düşer, yine de kimse kendi cezbesinden başkasına müşteri olmazdı. “Allah, Hay, Hu, himmet, imdat, af” sesleri bazen İbrahim abinin “estağfurullah” seslenişini bile bastırırdı.

Bu cezbelerin tek bir istisnası vardı. Bunca yıldır dergâha gidip gelen Mehmet’in bir tek kez bile cezbeye gelip ser-hoşluk ile kendinden geçtiğine şahit olan yoktu. Kibarlığını sofilikte de hiç bozmazdı anlayacağınız.

Sadece diz dize oturan sofi arkadaşları, İbrahim abi “Elemneşrahleke-i şerife” dediğinde Mehmet’in nefesinin bir anlığına boşaldığını hissederdi belli belirsiz.

Hatme biter, çaylar dağıtılır, Mehmet ikinci bardak çaydan sonra müsaade alıp eve doğru seğirtirdi. İbrahim abi, “ikinci çayları verin de Mehmet gitsin artık” diye takılırdı hatta arada.

O gün de her şey Mehmet’in rutininde gelişti. Yatsıya yetişti, hatme düzeni alındığında halkaya girdi, İbrahim abi “rabıta-ı şerife” dediğinde gözlerini yumdu. “Estağfurullah” seslenişi ile birlikte zikri çekti Mehmet. İbrahim abi “Fatiha-i Şerife” dediğinde ise usulca kalkıp gitti dergâhtan.

Hatme bitince kalkıp gidenin Mehmet olduğunu görüp “hayrolsun” dedi kendi kendine İbrahim abi.

Ertesi gün Mehmet yine geldi. İbrahim abi bir şey sormayınca başka soran da olmadı. Yatsı kılındı, hatmeye oturuldu. Bu kez İbrahim abi “rabıta-ı şerife” deyince yine kalkıp gitti Mehmet.

Sonraki gün sordu tabii İbrahim abi Mehmet’e. Mehmet, o yumuşacık üslubuyla “vallahi bu hal nedir bilmiyorum kurban. Geçer inşallah” dedi.

O gün yine kalkıp gitti “rabıta-ı şerife” dendiğinde. Ertesi gün yine... Sonraki gün yine…

İbrahim abi, hiç ses etmedi Mehmet’e. Mehmet de altı ay boyunca her gün geldi, yatsıyı kıldı, hatme düzeninde yerini aldı, İbrahim abi “rabıta-ı şerife” deyince kalkıp gitti.

Altıncı ayın içinde bir gün, yine oturdu Mehmet hatme düzenine. İbrahim abi “Rabıta-ı şerife” deyince gözlerini sımsıkı kapattı. “Estağfurullah” denilince zikri çekti. “Fatiha-i Şerife” dedi İbrahim abi, Mehmet kalkmadı yerinden. “Salavat-ı Şerife” dedi, yine kalkmadı. İçinde garip, tuhaf, muazzam bir boşluk hissi vardı Mehmet’in o anda. İbrahim abi “Elemneşrahleke-i Şerife” deyince o boşluk hissi bir “ah” çekmeye mecbur bıraktı onu. Derin ve sesli bir “ah”. Sonra bir “ah” daha çekti ki sanırsın karşıki dağlar yıkılır. Ardından da hüngür hüngür ağlamaya başladı. Ağladı ağladı ağladı. Sanırsın gözyaşlarından bir okyanus yapacak da içine dalıp inci arayacak, gavvâs olacak bir zaman.

Hatme bitti, Mehmet, dokuzuncu bardak çaydan sonra “kızın adı Şerife İbrahim abi, bu akşam düğünü var” dedi usulca.

Bin türlü hali görmüş İbrahim abi, belli belirsiz gülümseyip “hele çay verin Mehmet’e” dedi.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

', 'auto'); ga('send', 'pageview');