Doğu Akdeniz'de yeni dengeler.
  • Reklam
Erdal Tanas Karagöl

Erdal Tanas Karagöl

Doğu Akdeniz'de yeni dengeler.

18 Temmuz 2019 - 13:32

Doğu Akdeniz her geçen gün yeni gelişmelere ev sahipliği yapıyor. Son yıllarda bölgede İsrail, Mısır ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) sondaj çalışmaları, keşfedilen kaynakların transferi ve yeni işbirlikleri ile öne çıkarken yeni dönemde Türkiye’nin de bölgede hem sondaj hem de sismik araştırmalarla öne çıktığı görülmektedir.

Türkiye Doğu Akdeniz’e Barbaros Hayreddin Paşa sismik araştırma gemisinin ardından Fatih sondaj gemisini göndermişti. Fatih sondaj gemisinin gerçekleştirdiği çalışmalara tamamlayıcı olarak da kısa bir süre önce Yavuz sondaj gemisini bölgeye gönderdi. Yakın zamanda da Oruç Reis sismik araştırma gemisinin bölgeye gönderileceğinin açıklanmasıyla Türkiye’nin Doğu Akdeniz bölgesinde kısa sürede birçok stratejik adım attığı görülüyor.

Bugün Türkiye, GKRY’nin Doğu Akdeniz bölgesinde haksız bir şekilde gerçekleştirdiği sondaj çalışmaları ve doğalgaz keşifleri karşısında geçmişte olduğu gibi tepki açıklamaları yapmak yerine artık sismik aramalar ve sondaj çalışmalarıyla cevap veriyor.

Olması gereken de bu açıkçası.

Türkiye bu stratejik adımlarla bir taraftan kendi haklarını korurken diğer taraftan KKTC’nin verdiği ruhsatlandırmalar ile KKTC’nin hakkı olan hidrokarbon kaynaklarının sahipliği konusunda öncülük etmiş oluyor.

AB ÜLKELERİ VE DOĞU AKDENİZ

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de başlattığı sismik arama ve sondaj çalışmaları GKRY ve Yunanistan’ın yanında AB’yi de rahatsız etmişe benziyor. AB ülkeleri Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de durdurma ve Türkiye’nin bölgede olası güç olma trendini kırarak Türkiye’nin yeni yol haritasını boşa çıkarma çabası içerisindeler.

Türkiye gerçekleştirdiği sondaj çalışmaları sonucunda olası hidrokarbon kaynaklarını keşfettiği takdirde bir yandan bölgede kurulacak yeni doğalgaz denkleminde önemli bir aktör olma ihtimalini güçlendirecek diğer yandan coğrafi konumu nedeniyle bu bölgedeki kaynakların uluslararası piyasalara transferinde en uygun rota haline gelecektir.

En önemlisi de Türkiye Doğu Akdeniz’de bir güç olduğu takdirde, AB ülkelerinin şu an doğalgazda Rusya’ya yüksek oranda bağımlı oldukları gibi Türkiye’ye de bağımlı hale geleceklerinden kaygı duymalarıdır.

Bu nedenle, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de aktif bir şekilde yürüttüğü yeni stratejisine bölge ülkelerinden daha fazla tepki gösteriyorlar. Hatta bu tepkiyi bir adım öteye taşıyarak, Türkiye’ye yaptırım uygulamaya kadar getirdiklerini görüyoruz.

Bu nedenle AB ülkeleri Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de aktif yeni yol haritasına karşı yeni yaptırım kararlarını açıkladı. AB tarafından açıklanan yeni bildirgede, AB ve Türkiye arasında yürütülen kapsamlı havacılık anlaşması müzakerelerinin dondurulması, Avrupa Yatırım Bankası’nın kredi desteğinin yeniden gözden geçirilmesi, mali yardımlarda kesintiye gidilmesi ve Ortaklık Konseyi ile üst düzey diyalog toplantılarının da askıya alınmasıöne çıkan kararlar arasında yer alıyor.

Bu kararlar açıkçası yıllarca AB ülkeleri tarafından Türkiye’ye uygulanan çifte standart kararlardan bazıları. AB, bir nevi GKRY ve Yunanistan’ın tercümanlığını yapıyor.

Bugün Doğu Akdeniz’de AB’nin Türkiye’ye yönelik tavırlarından ve aldığı kararlardan ortaya çıkan sonuç şunu gösteriyor ki; Türkiye’nin bölgede güçlü ve dinamik bir şekilde var oluşu ve aktif politikalar izliyor olması bazı uluslararası aktörleri rahatsız ediyor. Zaten tüm bu yaptırım kararlarının odak noktasında da Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de hareket alanını sınırlamak ve ilerleyişini durdurmak yatıyor.

Nitekim uluslararası aktörlerin bu yönde çaba sarf etmekten asla vazgeçmediği de açık bir şekilde görülüyor. Peki bu kararlar Türkiye için çok anlam ifade eder mi? Bence, AB tarafından alınan bu kararların Türkiye için bir anlamı olmaz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

', 'auto'); ga('send', 'pageview');