Cari açık için farklı politika tercihleri...
Erdal Tanas Karagöl

Erdal Tanas Karagöl

Cari açık için farklı politika tercihleri...

07 Haziran 2019 - 11:45

Türkiye ekonomisinin ithal girdi ve enerjiye olan bağımlılığı nedeniyle cari açığın sürekliliği 2000’lerden sonra daha belirgin bir sorun haline geldi. 2009 yılı yani küresel ekonomik krizin yaşandığı yıl hariç tutulacak olunursa, 2003 yılından beri ekonomik büyümeye yüksek cari açığın eşlik ettiğini görüyoruz.

 

Yüksek cari açık sorunu nedeniyle Türkiye, dönem dönem cari açık ile ekonomik büyüme arasında farklı politika tercihleri yapmak zorunda kaldı.

YÜKSEK CARİ AÇIK - YÜKSEK EKONOMİK BÜYÜME POLİTİKASI

Türkiye, ekonomik büyümede gaza basarken üretim yapısı gereği yüksek cari açığa mecbur kaldı. Cari açığın finansmanı kolay olduğunda ya da uluslararası finansa erişimde sorun olmadığı dönemlerde, yüksek cari açık problem olmadı.

Hatta bu politika ile gerçekleşen yüksek ekonomik büyüme, beraberinde yüksek istihdam ve ekonomik aktivitede artışı getirdiğinden tercih edilen bir politika haline gelmişti.

Ancak dış finansman koşulları kötüleştiğinde ya da küresel piyasalarda faizler arttığında, yüksek cari açık ve yüksek ekonomik büyüme tercihinin sürdürülebilir bir seçenekolmadığı görüldü. Bu sorun nedeniyle cari açığın düşürülmesi ve ekonomik büyümede frene basılması zorunlu bir politika oldu.

DÜŞÜK CARİ AÇIK - DÜŞÜK EKONOMİK BÜYÜME POLİTİKASI

Ekonomide yüksek dışa bağımlılık oranı ve dış finansmanda ortaya çıkan zorluklar, düşük cari açık ve düşük ekonomik büyüme tercihini elzem bir hale getirdi.

Ekonomik büyüme ithalata yüksek oranda bağımlı olduğu için ithalat düşürülüp ekonomik büyüme yavaşlatıldığında hem cari açık düşürülmüş oluyor hem de dış finansman ihtiyacı azalıyor. Dolayısıyla ekonomik koşulların zorlaştığı dönemde dış finansman ihtiyacını azaltmak önemli bir çıkış yolu haline gelmektedir.

Cari açığın yüksek seviyelere ulaştığı 2010 sonrası dönemde, küresel ekonomik kriz sonrası dış finansman koşullarının zorlaşacağı beklentisiyle Türkiye’de cari açığı düşürmeye yönelik ekonomi politikaları hayata geçirildi.

Bu durum geçici de olsa cari açığı düşürdü. 2011 yılında yaklaşık yüzde 10’a varan oldukça yüksek cari açık-GSYH oranı nedeniyle, 2012 yılında düşük büyümeye tercihine geçildi.

Tabi Türkiye, 2012 yılında yüksek ekonomik büyümeden vazgeçip cari açığı azaltsa da cari açık genel bir trend olmaya devam etti.

Bu kapsamda 2018 yılında da yüksek cari açığın ve dolayısıyla dış finansman ihtiyacının tetiklediği kur artışı nedeniyle uygulamaya konulan Yeni Ekonomi Programı’nın temel önceliği cari açığın düşürülmesi oldu.

YENİ POLİTİKA: CARİ AÇIKSIZ-DÜŞÜK BÜYÜME POLİTİKASI

Açıkçası, cari açık olmadan ekonomik büyümenin sağlanmasıhem de bu büyümenin sürdürülebilir olması şüphesiz en çok tercih edilen seçenektir.

2019 yılının ilk 3 aylık döneminde cari açığın çok düşük seviyelere inmesi, cari açığın olmadığı ya da çok düşük olduğu bir döneme doğru gidişi işaret ediyor.

2019 yılı 1.çeyrek döneminde ekonomik büyümede gerçekleşen yüzde 2.6 oranındaki daralma ve içinde bulunduğumuz ikinci çeyrek döneminde öngörülen düşük ekonomik büyüme nedeniyle, yılın son iki çeyreği ve yılın tamamı için cari açıksız büyüme politikası önem arz etmektedir.

Ekonomik aktiviteyi hızlandırmanın ve yavaşlayan ekonomik büyümeyi cari açık vermeden yükseltmenin iç koşullara bağlı olduğu gibi dış koşulların getireceği olumlu havayla da ilişkili olduğunu unutmamak lazım.

En önemlisi de yavaşlayan ekonomik büyümeyi hızlandırmanın kurlardaki hareketliliğin azaltılmasına, düşük faiz oranlarına ve üretim yapısını değiştirecek stratejik yatırımların desteklenmesine bağlı olduğu tartışma götürmez.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

', 'auto'); ga('send', 'pageview');