Müjdeler olsun...
İsmail Kılıçarslan

İsmail Kılıçarslan

Müjdeler olsun...

22 Ağustos 2020 - 14:29

Doğrusu, “Ulukışla’da 50 ton bakır rezervi bulundu” haberine de sevinirdim, “Karayılan’ın leşini aldık” haberine de, “Fetullah itini paketledik” haberine de, pek çok başka habere de…

“Memleketin lehine” olması şartıyla sevinmeyeceğim haber yoktur demeye çalışıyorum.

Daha önce pek çok kez yazdığım, “kaderin rüzgârı Türkiye’nin ardına düşmüştür” cümlesi benim için bir inanç, bir iman meselesidir. Zira gözü olana günün ışıdığını görmemek için kör olmak lazım gelirdi. Dünyanın dört bir köşesinden mazlum duası alan bir ülke haline gelmemizle “kaderin rüzgârının ardımıza düşmesi” arasında fevkalade derin bağlantılar vardır. Yineleyeyim: Gözü olana gün ışımıştır.

Başkan Erdoğan’ın, “müjde”yi Dolmabahçe Sarayı’ndan vermesi demek, benim açımdan “İstanbul’u işgal eden İngiliz gemilerinin top namlularının Dolmabahçe Sarayı’na çevrildiği andan beri oluşan parantez”i nihayet kapatmak manasına gelmektedir. Yani mesele doğalgaz değildir. Mesele enerji değildir. Yani mesele hem enerjidir hem de doğalgazdır elbette ama bu parantezin, tam da tarihin

bu anında kapatılması, doğalgazdan da enerjiden de daha önemlidir.

Niçin? Büyük harfle yazayım bunu: ÇÜNKÜ TÜRKİYE TÜRKİYE’DEN DAHA BÜYÜKTÜR!

Ayasofya’nın yeniden camiye dönüştürülmesi ne anlama geliyorsa doğalgaz bulmamız da o anlama gelmektedir. Parantezleri kapata kapata ilerliyoruz.

Şimdi, bu memleketi bir gram olsun sevme refleksi göstermeyenler başlayacak sıralamaya: “Efendim Venezuela’da bir varil petrol fiyatıyla bir çikolata alamıyorsunuz.” Sıralayacaklar: “Bunun işletme maliyeti var, bakalım işlevsel mi?” Sıralayacaklar: “Bu gazı bize yedirmezler.”

Onlar sıralayadursun. Bizim onlarla kaybedecek vaktimiz yok. Bizim işimiz var. “Kaderin rüzgârını ardına alan Türkiye’nin Türkiye’den büyük olduğunu dosta da düşmana da göstermek için” çalışmamız, çalışmamız, çalışmamız gerekiyor.

Armudun sapı, üzümün çöpü diyerek Türkiye davasının önüne dikilmeye çalışanların hüsrana uğradığı bir hayalin peşine düşmek boynumuza borçtur. Dünyanın dört bir yanındaki mazlumların, mağdurların, ezilmişlerin hayır duasını almak için çalışmak boynumuza borçtur. Memleketimizdeki her bir insanı “Türkiye’de yaşamaktan memnun” hale getirene kadar çalışmak boynumuza borçtur.

Hikâye değişiyor. Parantezler kapanıyor. Tarihin bu eşsiz anında, bu momentumunda tarafını seçmek öyle önemli ki... Çoluğumuzun çocuğumuzun, torunumuzun torbamızın yüzüne bakabilecek yüzümüz olsun diye “Türkiye ekseni”nin yanında durmak, “memleketin yanında durmak” bu kez belki de tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar önemli.

Meselenin politika, meselenin şu-bu olduğunu düşünmemizi isteyenler bize en büyük kötülüğü yapmaya çalışıyorlar. Mesele politika, hele gündelik politika hiç değildir. Mesele memleketin yanında durabilecek cesareti, izzeti ve şerefi göstermektir.

Gözü olana gün ışımıştır. Ve bu ışıkla yürüyecek çok yolumuz vardır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar

', 'auto'); ga('send', 'pageview');