Kazadan Neler Çıkardım!..
Ömer Faruk Kızılkaya

Ömer Faruk Kızılkaya

Kazadan Neler Çıkardım!..

29 Mart 2015 - 18:02 - Güncelleme: 29 Mart 2015 - 18:05

Kırmızı ışıkta karşıya geçmeye çalışan kadına polis anons yapıyor:

- Hanım, Hanım! O direkte kırmızı yanan gece lambası değil!

Bu hafta elim bir kaza sonucu bir kızımızı kaybettik. Herkes galeyana geldi, toplu taşıma araçlarının kural tanımaz tavırlarını anlattı, trafik terörünü ve bu teröre seyirci kalanları lanetledi…hatta bazı imamlarımız olayı camide sohbet konusu bile yaptı. Peki, olay milletin anlattığı gibi mi olmuş? Bu tartışılır!

Olay ulusal kanallara yansıdı ve haber, kanaldan “… kırmızı ışıkta geçen otobüs yayaları ezdi.” ifadesiyle verildi.

Orada olmadığım için net bir şey söyleyemiyordum, kimi suçlasam hakkına girmiş olabilirdim.

Üç gün önce kazanın videosu internete düştü, videoyu indirdim ve defalarca izledim.

Videoyu yaya gözüyle izlerseniz otobüs haksız görünüyor.

Otobüs şoförleri zaten kurallara uymuyor, şehirde terör estiriyor, kimse bunlara bir şeyler diyemiyor…

Peki aynı videoyu sürücü olarak izlediniz mi?

Eminim cevabınız “Hayır!”dır. Ortada ölen bir genç kız varken, hele hele Özgecan cinayetinin üstüne gelmişken (Özgecan’ı öldüren de bir dolmuş şoförüydü.) işi gücü bırakıp “o açıdan bu açıdan oyunu” mu oynayacağız?

Suizan etmiş olmamak için bunu yapmaya mecburuz.

Video, iki farklı kameradan alınmış görüntüleri içeriyor. Aslında ogörüntüler bizim cehaletimizi anlatıyor. Halkımın inancına kefil olamıyorum, sebebini açıklayacağım.

Görüntülerin ilki sanırım Yakutiye Belediyesinin güvenlik kamerasından alınmış. Kaza anını gösteriyor, ses ve renk yok.

Olayı oradan izlediğimde şoförün dikkatsizlik dışında suçunu görmedim.

Videoya göre otobüsten önce iki otomobil aynı yerden gelip aynı yöne dönüyor ve gidiyor. Hemen peşine otobüs geliyor. Otobüs 90 derecelik bir dönüş yapıyor. Hızlı değil. Olaydan önce ve sonra başka araçlar dönüş yapmadan otobüsün arkasından düz seyretmek suretiyle sürekli geçiyor. Bu da otobüsün haberlere yansıdığı şekilde kırmızı ışıkta geçtiği iddiasını çürütür.

O esnada karşıdan karşıya geçmekte olan yayaların kırmızı ışık ihlali yapmış olma ihtimalleri aklıma takıldı.

Kazanın gerçekleşme anında karşı şeritteki arabaların duruyor olmaları da dikkatimi çekti. Demek ki kızlar kırmızı ışıkta geçmiş olamazdı.

Aynı anda iki tarafa da yeşil ışık yanmış olabilir miydi? Bu soru kafama takıldı ve olayın olduğu yere gidip gördüm ki iki taraf için de yeşil ışık yanıyor. Kazanın asıl sebebi de işte bu olmuş. Bunun için belediyeyi suçlayanlar oluyor, belediyenin suçu yok. Kurallarla bu durum açıklanmıştır.

Sağa dönüş verilmiş, aynı anda yaya için de yeşil ışık yanmış. Bu gibi durumlarda yaya önceliği vardır. Kontrollü geçiş yapılırken aracın yayayı beklemesi gerekiyor. Şoför, önünden geçen arabalara mı aldandı, yoksa başka bir sebeple mi yayaları görmedi bilemiyoruz (aslında telefonla konuştuğu iddiası bulunmakta). İki kızımıza çarptı ve maalesef birinin ölümüne sebep oldu.

Kazada ölen kızımızın ve arkadaşının karşıya geçmeden önce yolu kontrol etmediklerini de görüntülerde görmekteyiz. Yani suçun tamamı şoförde mi, bence hayır. Eğri oturup doğru konuşmak lazım.

Videoda en çok zoruma giden ise polisin görgü şahidi bulabilmek amacıyla sürekli “Bu araçta yolcu olan var mı?” bağırışlarıydı.

Hani, biz Müslümandık? Hani, İslam dini doğruluğu emrediyordu? Hani Hadis-i şerif “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.”diyordu?

Eğer bir millet “başına iş açmak” korkusuyla şahitlik edemiyorsa orada Müslümanlıktan bahsedebilir miyiz? Hakkı ve hakikati korkuları yüzünden saklayan bir milletin dini inancı sorgulanmalıdır. Camide yorum yapan imamın cemaatine en başta bunun hesabını sorması ve şahitliğin dindeki önemini anlatması gerekmez mi?

Sosyal hayatın her köşesinde hele hele trafik gibi dikkat isteyen yerlerde cep telefonuyla ilgilenilmesi (Şoför konuşuyordu ondan kaza yaptı, demiyorum. Çünkü ispatlanmamış bir durum, en azından ben şahit olmadım. Gündeme getirildiği için söylüyorum.) geri dönülmez hatalara sebebiyet vermektedir. Yolda yürürken kulaklık takılması, telefonla ilgilenerek yolda yürümeye çalışılması trafiği daha da sıkıntılı hale getirmektedir.

Bu olaya benzer kazaların görüntülerini İHA yayınladı. Onları izlediğimde yaya hatalarının oldukça fazla olduğunu gördüm. Trafiğe çıkan, araç kullanan biri olarak halkın dikkatsizliği ve vurdumduymazlığı konusunda ben de sıkıntı yaşıyorum. Yayalar sütten çıkmış ak kaşık değil, onu da belirtmek lazım.

Bu sorunun özünde cehaletimiz var. Düşünmek gibi sadece insana has olan melekemizi kullanma konusunda ciddi sıkıntılarımız var.

Geçen gün aracımın arkasına park edilen aracın sahibini ararken kahvelerden birine girip aracın sahibini tanıyan olup olmadığını sordum. Aksi halde polis çağıracağımı söyleyince vatandaşın biri,

- Aynı durumda sen olsan ne düşünürdün? Niye polis çağırıyorsun, dedi.

- Peki benim acil bir hastam olsa ben nasıl yetişeceğim, diye sorduğumda adam, “Sen de haklısın.” dedi.

Bu bizim sorunumuzun özetidir. Düşünemiyoruz ve ahlak gelişim kuramının en alt basamağındayız. Eğitim bilimleriyle uğraşanlar ne demek istediğimi anlamıştır.

Belediye otobüslerine lanet yağdıran, küfreden, onları eleştiren vatandaşlarımızın kaç tanesi otobüslerin hatalarını şikâyet etmiştir?

Belediyenin 0 442 213 74 82 numaralı telefonunu kaç kişi arayıp şikâyetini bildirdi?

O numara her otobüste yazılıdır. O numarayı bilmeyen kaç kişi belediyenin 153 numaralı hattını arayıp şikâyette bulundu?

ŞİKAYET ETMEK ACİZLİK, İSPİYONCULUK DEĞİL; VATANDAŞLIK BİLİNCİNİN GÖSTERGESİDİR.

Hadis-i şerifte buyrulmuştur ki: “Haksızlık gördüğünüzde elinizle düzeltin, elinizle düzeltemezseniz dilinizle düzeltin. Ona da gücünüz yetmezse kalbinizden buğz edin. Şüphesiz ki imanın en zayıf olduğu bu üçüncüsüdür.” Sorun varsa ve çözümü için bir şeyler yapmıyorsanız kimseyi eleştirmeye hakkınız yoktur. Haklarımızı öğrenmeli ve sonuna kadar savunmalıyız ki sorunlar azalsın.

Son Yazılar

', 'auto'); ga('send', 'pageview');