İmamoğlu'nun annesi de kokuyor mu?


Yeşim Meltem Şişli isminde çirkin mi çirkin bir kadın var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Genel Sekreter yardımcısı pozisyonunda çalışan bu kadının ruhu çirkin. Yoksa Allah’ın yarattığı birine “çirkin” demek haddimize değil.

Çok değil, aldığı maaşı ve İBB şirketlerinin yönetim kurulu üyeliklerini üst üste koyduğunuzda aylık geliri 38 bin liracık bu çirkinlik abidesinin.

38 bin liracık geliriyle kıt kanaat geçinen bu çirkinlik abidesi, İSMEK’te yönetici olarak çalışan kadınlarla yaptığı bir toplantıda onlara hitaben “bu paraya bu iş yapılır mı? Hem araba da vermemişler size, başörtünüzle işe gelmek çok zor oluyordur. Kokuyorsunuzdur siz” demiş iyi mi?

“Bu kategorik düşmanlık dili 28 Şubat’ın küflü ikna odalarında, 28 Şubat’ın o rezil karakterlerinde kalmıştır. Kategorik düşmanlık bir daha memlekete uğramaz” diye düşünürken annesi başörtülü bir hanımefendi olan (ve tabii Meltem denen yaratığa göre böyle olduğu için kokan) Ekrem İmamoğlu’nun yönettiği İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde hortladı işte.

Açıkça yazıyorum işte: Ekrem İmamoğlu’nda bir parça karakter varsa saygıdeğer annesinin de aralarında olduğu bir toplumsal kesime böylesi leş şekilde hakaret edebilen bu çirkinlik abidesini bir dakika tutmaz o binada. Aksi halde İmamoğlu “annesine hakareti sinesine çekmiş bir adam” olarak kalacaktır benim zihnimde. Bir gram fazlası değil.

Yeşim Meltem Şişli isimli bu çirkinlik abidesinin yediği halt bununla sınırlı değil elbette. Bilinçaltında bir itfaiyeci hortumu taşıyan Meltem, aynı toplantıda bir de “aranızdaki bekarlar el kaldırsın” deyip toplantıdaki bekar hanımları tespit ettikten sonra yanındaki bir erkek müdüre dönüp kelimesi kelimesine şöyle söylüyor: “Bunları akşam itfaiyecilerle buluştursanıza. İtfaiyecilerle bir gece düzenleyin ne bu böyle herkes bekar...”

Kafaya bak kafaya. Bu kafalar nasıl bir kafalar? İnsan bu düzeyde bir küstahlığı, bu düzeyde bir aşağılamayı, bu düzeyde bir alçalmayı anlamakta ve anlamlandırmakta zorluk çekiyor.

Açıkça bir kez daha yazayım: Sayın Ekrem İmamoğlu. Saygıdeğer kızınızın çalıştığı işyerindeki müdürü onun bekar olup olmadığını sorduktan sonra yanındaki bir erkeğe dönüp “bunları akşam itfaiyecilerle buluştursanıza. İtfaiyecilerle bir gece düzenleyin ne bu böyle herkes bekar...” dese tavrınız ne olur? Aslında ben aşağı yukarı tavrınızın ne olacağını tahmin ediyorum. Çünkü bir baba yahut bir ağabey yahut bir anne ya da abla ciğerparesine böylesi bir terbiyesizlik yapılmasını hazmetmez. Siz de hazmetmezsiniz, eminim. Eh, Beren sizin kızınızsa Meltem denen çirkinlik abidesinin bu aşağılamayı yönelttiği insanlar da birilerinin kızı, kardeşi, yavrusu. Gereğini yapıp da bu çirkinlik abidesini tam da layık olduğu yere, yani çöp kutusuna göndermezseniz bir ünlem koyup bırakırız. Çöp kutusuna atarken eline de bir itfaiye hortumu tutuşturun tabii. Freud dayımız bir kez daha haklı çıksın böylece.

Dahası da var elbette. Bu toplantıdaki insanlar şu meşhur “disiplinsizlik yazısı” ile tazminatsız şekilde kapının önüne konuldular birkaç gün önce. Bazıları 10, bazıları 15 yıldır emek veriyorlardı çalıştıkları kuruma. Yüzbinlerce insanın eğitimine doğrudan katkı vermişlerdi. Sırada 350 İSMEK yöneticisi daha var. Aynı yöntemle, yani tazminatsız şekilde işten atılmaları planlanıyor.

Bütün samimiyetimle belirteyim. Dilek İmamoğlu’nun şahsen ilgilendiğini işittiğimiz İSMEK’te elbette ki yeni yönetimin dilediği insanları işten çıkarıp dilediklerini işe alma hakkı vardır. Gerçi seçim öncesi “kimseyi işinden etmeyeceğiz” sözü vermişti Ekrem İmamoğlu ama dün dündür bugün de bugündür elbette. Kaldı ki İmamoğlu ailesi İSMEK yapısını nasıl değiştirmek istiyorsa değiştirebilir tabii ki. En doğal haklarıdır. Burada zerrece sıkıntım yok.

Sıkıntım şurada: 10 yılını, 15 yılını bir işyerine vermiş insanlar, türlü numaralarla tazminatsız şekilde işten atılır mı? Vicdanınız, izanınız, merhametiniz yok mu?

Yahu ver insanlara tazminatlarını kuruşu kuruşuna, hak yeme, mağduriyet oluşturma, sonra da arzu ettiğin düzeyde, arzu ettiğin isimlerle yeniden kur İSMEK’i.

HDP’ye, İYİ Parti’ye, Canan’ın temsil ettiği bilcümle sol oluşumlara, CHP tabanına vesaire bir sürü sözün vardır. Anlayışla karşılarız bunu. Anlayışla karşılamayacağımız şey, insanları Meltem gibi çirkinlik abideleriyle muhatap olmak zorunda bırakman ve hak yemendir.

Bak sana bir ince güzellik yapayım. Ne derler bilirsin: “Kurtlukta düşeni yemek kanundur.” Bu performansla 2023’te garanti zannettiğin adaylığını Mansur Yavaş çekiverir altından. Ham yaparlar başkan seni. Demedi deme.